24 Haziran 2012 Pazar

Aslında hep güzel değildim. Sadece güzel gördüm...





Geçenlerde yeni bir fotoğraf şoku yaşadım. Doğduğumda bembeyaz, kıpkırmızı yanakları, yemyeşil gözleri olan tombik bir bebekmişim. Hatta hemşireler taşımakta epey güçlük çekermiş. 
Sonradan ne yazık ki büyümüşüm ve korkulu günler başlamış. 4 yaşında tam bir erkek olmuşum. Annem saçlarımı az bulduğu için gitmiş sıfıra vurmuş. Yavaş yavaş uzayan dalgalı sarı saçlarım olmuş. Annemde sanki memlekette kızlara giydirilecek pembe bir şey yokmuşcasına gitmiş mavi bir tshirt giydirmiş bana. Fotoğraf makinesine bakarken elalem peeeynir derken ben gitmiş çığlık atmışım. Mübarek karaciğerime kadar görünüyor. :) Neyse. 
Birkaç yılın ardından bana yine bir haller olmuş. 6 yaşlarındayım. Amcamın düğünündeyiz. Saçlarım topuz yapılmış, kırmızı yanaklarımla uyumlu kırmızı güzel bir kazak giymişim. Fakat altımda bariz ''don'' var. Kırmızı çiçekli gibi bir şey. Tamam uyumlu ama cidden don yani. 
Bu defa biraz daha ileri gidiyorum ve 14 yaşındayım. Düğünlerde boy göstermeye başlamışım. Kırmızı siyah gayet güzel bir elbise giymişim. Fakat bu defaysa kahkülüm iğrenç bir şey olmuş. Saçımı yapma zahmetine girmemişim ki o günleri hatırlıyorum o gün kendimi o düğünün en güzel kızı gibi görüyordum.......
Şuan 17 yaşındayım. Sadece güzel diyebileceğim fotoğrafları el altında bulunduruyorum. Onun dışında kötü fotoğraflarımın hepsini katlettim. Ve şimdi küçüklük fotoğraflarımı görenler bana hayranlıkla bakıyor. İşin en garip tarafı 1 yıl içinde dünyanın değişimini yaşıyorum. Seneye 18 yaşındayım ve 17 yaşındayken bok gibi bir kızmışım lafları edeceğim galiba...
Değişmeyen tek şey değişimin ta kendisiymiş. Yalan. Kendimi dünde bugünde güzel hissediyor, güzel görüyordum. Ve bu yarında böyle olacak. Görüşlerin zamanla değiştiği bir gerçek. Ama her şeyin değiştiği kısmına gelince... aslında pek inandırıcı değil. :)

Hiç yorum yok: